27 Temmuz 2013 Cumartesi
İSİM ETİKETİ
Ramazan geldiğinden beri havalarında sıcak olması sebebiyle sık sık cola almaya başladık. Halbuki biz öyle cola içen birileri değildik. Sıcaklardan içimiz yanıyor ve iftarda cola iyi gidiyor.
Kötü bir alışkanlık olduğuna katılıyorum ama ramazandan sonra bizde unuturuz bence cola içmeyi.
Neyse bardaklara cola doldururken keşfettim etiketini.
Hemen zarar vermeden şişeden çıkardım ve çatal bıçak kısımlarının bulunduğu alanı kestim.
Ailenin isimlerini yazıp çıktı aldım ve coladan kestiğim etiketleri üzerine yapıştırıp kestim.
İşte sofram için çok şık isim kartlarım oldu.
23 Temmuz 2013 Salı
GEÇMİŞTEN
Bir önceki postumda belirtiğim gibi bu sıralar kanaviçe işi yapmaya pek bi meraklandım. İnsan istedikçe ayağına gelir derlerya bu çok doğru. Dün eski ingilizce kitaplarıma bakarken arasından çıktı bu kanaviçe örneği. Üniversitede bir arkadaşım vardı. Annesi ona bir kazak örmüştü. Kazağın önünde bu kanaviçe örneği işli idi. Siyah kazak üzerine kırmızı gül ve yeşil yapraklar. Kazak v yakalı idi arkadaşım içine yakası dantelli tişört giyiyordu. Benimde çok hoşuma gidiyordu. Ozaman hatırlıyorum örneği banada getirde bende öreğim demiştimde oda getirmişti.
Kitap arasında bulduğum bu örnek onun kazağının örneği. Yıllar sonra önüme çıkınca hem o günleri hatırladım hemde kanaviçe sevdamın arttığı bu günlerde hoş bir süpriz oldu. Benim için kitaplar arasından karşıma çıkanlar eski günleri hatırlamama sebep olup, yüzümü güldürüyor günümü aydınlatıyor. Herkesinde günlerinin bu şekilde aydınlanması ümidi ile.
15 Temmuz 2013 Pazartesi
KANAVİÇE
Annem daha ilkokula giderken öğretmişti bana kanaviçeyi bugünkü adıyla çarpı işini. Hep hatırlarım ilkokul 4. sınıfa giderken elişi dersinde ödev vermişti öğretmenimiz. Serbestsiniz bir şeyler yapıp getirin demişti. Bende etamin bir peçete işlemiştim. İnanmamıştı benim yaptığıma. Ertesi gün iğne iplik getirip göznünün önünde tekrar işlemiştim etaminide öyle inanmıştı. Ortaokulda da ev ekonomisi dersinde buzdolabı örtüsü işlemiştim de en yüksek notu almıştım.
Ben çok seviyorum çarpı işini. Çeşitli bloglar da ve Pinterest te görüyorum heryer de uyguluyorlar. Tahta bir bankta, sehpa üzerinde, bir cafenin duvarında dekoratif amaçlı gibi çok çok örnek var.
Bu örnekleri gördükçe bende değişik malzemeler üzerine kanaviçe nasıl işlerim diye düşünmeye başladım.
Tantitoni'den aldığım silikon bardak kapağının ambalajı aklıma geldi. Çanta şeklinde çok şık ayrıca asetat gibi sert bir plastikten yapılmış olan bu ambalaj tam bu iş için biçilmiş diye düşünüp işe koyuldum.
Kareli bir kağıda işleyeceğim modeli çizdim ve kağıdı plastik çantanın üzerine yapıştırdım. İğne ile karelerin üzerinden delerek karolajı ambalajın üzerine geçirdim. Daha sonrada işlemeye başladım ve ben bu işi çok sevdim. Çok amaçlı silikon kapak ambalajıda çok şık bir kutuya dönüştü.
Şimdi etrafta bu işi uygulayabileceğim uygun malzemeler arıyor gözlerim. Bu işlerin devamı gelecek gibi gözüküyor.
1 Nisan 2013 Pazartesi
PAZAR GAZETESİN'DEN KESTİKLERİM
Ben gazete okuduğumda beğendiğim yazıları kesip saklıyorum. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir çağda bu davranışın biraz dinazor devrinden kalma bir davranış olarak algılanacağını biliyorum ama ben seviyorum kesip saklamayı. Zaten gerçek gazeteyi bir pazar günü okuyabiliyorum. Diğer günler teknolojiden yararlanıp internet üzerinden okuyabiliyorum. Sabah işe giderken görüyorum insanların kapısındaki sepetlerde mis gibi kokan taze ekmek ile gazeteler bulunuyor. Ekmek kokusu gazete kokusuna karışıyor. Ben gazetenin kokusunuda çok seviyorum bu arada. Ama benim sepetim bomboş. Pazar günü hariç tabi. Kahvaltı yaparken mis gibi kokan gazeteyi açıp okumak benim pazar keyiflerim arasında. Sizde bu konuda eminim benim gibi düşünüyorsunuzdur. İşte pazar günü gazeteleri bir taraftan okurken bir taraftanda beğendiğim yazıları kesiyorum. Bu hafta kestiklerimden bir kaç tanesi.
Ahmet Ertuğ'un fotoğraf sergisi ile ilgili bir yazı. Fotoğraflar elektirik santrallerinin ve terk edilmiş yapılardaki estetiğin fotoğrafları. Ben sergiyi görmek için sabırsızlanıyorum. Çünkü gerçekten o kocaman sanayi yapılarında muthiş bir estetik ve güzellik var. Zaten meslek yaşamımda bir sanayi yapısının renovasyon projesini gerçekleştirmeyi çok istiyorum. Santral İstanbul bu konuda favorim. Birde İzmit Yolu'ndaki Nuh Çimento binası. Bu binayı bana verseler nasıl bir proje yaparım diye hayal etmek hoşuma gidiyor. Neyse bu konuları sevenler için bu sergi kaçmaz.
Ahmet Hakan yazmış iyi eğlencenin 10 altın kuralı. Bence 10 kuralda uygulanabilir doğru tespitler.
Ayrıca yazar Nilgün Belgün'ün tek kişilik oyununa gitmiş. Çok beğenmiş. Valla ne diyeyim bu yazıyı okuduktan sonra ben oyuna mutlaka gitmeliyim dedim.
Ajda Pekkan'ın yazılarınıda severek takip ediyorum. Tavsiyeleri görüşleri düşünceleri oldukça ilginç ve aydınlatıcı bence. Şimdilerde kendi ruh hallerini içinde yatan kadınları yansıttığı bir kolleksiyon hazırlamış ve internette satışa sunacakmış. Oldukça ilginç geldi bana.
Bu hafta içinde kırtasiye fuarı varmış. Bu çoğumuzun ilgi alanı ve gitmekten çok kişi hoşlanacaktır. Daha önce hiç gitmemiştim. Fırsat bulursam gideceğim.
Kurtuluş Savaşı'na katılmış nice kahramanlarımız var. Bunlardan biri 12 yaşında onbaşı ünvanı almış Nezahat Hanımmış. Bu yazı bu hanımın hayatı ile ilgili. Daha önce hiçbir yerde bu konuda bir şey okumamıştım. Düşünüyorumda Kurtuluş Savaşı içinden böyle kaç tane kahramanlık öyküsü çıkar acaba.
Ece'nin hayatı ile ilgili karikatürlerde çok eğlenceli. Kestiklerimi asetatlatıp american servis yapmayı düşünüyorum.
Birde bu karikatür çok hoşuma gitti.
29 Mart 2013 Cuma
KART KARDEŞLİĞİ
Geçen ay sevgili Kitap bahçesi blogunun sahibi kart kardeşliği etkinliği başlatmıştı. Bende küçükten beri kart almayı ve göndermeyi çok sevdiğimden hemen etkinliğe katılmıştım. Eşim Fotoğraf Aşkına, Kitap Aşkına blogunun sahibi sevgili Burcu hanım. Her ay eşleştiğimiz eşimizle karşılıklı kart göndereceğiz. Çok güzel bir etkinlik her akşam posta kutuma bakıp kart beklemek çok heyecanlı bir serüven. İşte böylece beklerken dün akşam ilk kartımı posta kutumda gördüm. O kadar çok sevindim ki eve girmeyi beklemeden zarfı hemen merdivenlerde açtım. Tabi yüzümde kocaman bir gülümseme ile eve girdim. Kapıyı açan annemde ne oldu böyle diye şaşırdı. Burcu hanım bana çok hoş, renkli bir kart göndermiş. Hele içinde yazdıkları beni çok sevindirdi.
Ev halkı kartı görünce sanki senin fotoğrafını çekmiş göndermiş dediler. Gerçekten kart üstündeki hanım ruhen de fiziken de bana çok benziyor. Çok hoş değil mi Burcu hanımın hiç görmediği beni sadece fotoğraflarımdan ve blogda yazdıklarımdan bu kadar iyi tahlil etmesi. Bu etkinlik sayesinde çok duyarlı, zarif bir kişi ile tanışma fırsatım oldu. Bu etkinliği düzenleyen Kitap Bahçesi blog sahibesine ve bana bu kadar güzel bir kart gönderen Burcu hanıma teşekkür ederim.
8 Mart 2013 Cuma
GERİ DÖNÜŞÜMÜN PROJEMİN GERİ BİLDİRİMİ
Hatırlarmısınız bir geri dönüşüm projesi olarak yapmaya çalştığım meyve suyu kutusundan cüzdan vardı. İşte cüzdanın aynısından arkadaşımın cici kızına doğum gününde hediye olarak yapmıştım. Oda çok beğenmiş ve okula götürmüş. Arkadaşlarına gösterirken öğretmeni görmüş. Çok beğenmiş, nasıl yapıldığını inceleyip sınıfına aynısı yaptırmaya karar vermiş. Malzeme listesi yapıp öğrencilere vermiş. Şimdi sınıfta herkes bu cüzdandan yapacakmış. Bunu duyduğumda o kadar sevindimki. Bence böyle projeler sınıflarda yapılmalı. Bu tip etkinlikler hem küçükten çoçukların çevre bilincine varmalarını sağlamakta hemde çoçukların yaratıcılıklarına katkıda bulunmaktadır. Bu şekilde etkinliklerin içinde bulunarak, tüketerek değil birşeyler üreterek büyüyen çoçuklar hayatta daha başarılı kişilik sahibi bireyler olacaklardır. Bence öğretmenlerin bu konuda öğrencilerine her zaman destek olmaları ve onlara projeler yaptırmaları gerekmektedir. Böyle projelerde eğitimin bir parçası olmalıdır. İşte benim nacizane projemin geri bildiriminin böyle olması beni sevinçlere boğdu. Zaten amacımız küçüçük şeylerden mutluluklar çıkarmak değilmiki.
Cüzdanın yapılışına burdan BOZUK PARA ÇANTASI bakabilirsiniz
1 Mart 2013 Cuma
MOUSE PAD SÜSLEME
Sabah işe geldiğimde masamda bir mouse pad gördüm. Promasyon olarak gelmiş. Ben mouse pad kullanmıyorum direk masa daha kullanışlı geliyor. Bunu ne yaparım diye düşünürken daha önce gelmiş bir derginin kapağını kesip sakladığım aklıma geldi.
Bu kapakta beni üzerindeki ağaç figürleri sebebiyle cezbetmişti. Mouse pad üzerine yapıştırıp kestim.
Gerçi daha önce sonbahar rüzgarları eserken bunu yapsaydım tam olacakmış. Şimdi bahar kapıda ama bende artık sonbahara kullanırım diye düşünüyorum. Ama önce mouse pad kullanmaya alışmam lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















