1 Nisan 2013 Pazartesi

PAZAR GAZETESİN'DEN KESTİKLERİM



Ben gazete okuduğumda beğendiğim yazıları kesip saklıyorum. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir çağda bu davranışın biraz dinazor devrinden kalma bir davranış olarak algılanacağını biliyorum ama ben seviyorum kesip saklamayı. Zaten gerçek gazeteyi bir pazar günü okuyabiliyorum. Diğer günler teknolojiden yararlanıp internet üzerinden okuyabiliyorum. Sabah işe giderken görüyorum  insanların kapısındaki sepetlerde mis gibi kokan taze ekmek ile gazeteler bulunuyor. Ekmek kokusu gazete kokusuna karışıyor. Ben gazetenin kokusunuda çok seviyorum bu arada. Ama benim sepetim bomboş. Pazar günü hariç tabi. Kahvaltı yaparken mis gibi kokan gazeteyi açıp okumak benim pazar keyiflerim arasında. Sizde bu konuda eminim benim gibi düşünüyorsunuzdur. İşte pazar günü gazeteleri bir taraftan okurken bir taraftanda beğendiğim yazıları kesiyorum. Bu hafta kestiklerimden bir kaç tanesi.




Ahmet Ertuğ'un fotoğraf sergisi ile ilgili bir yazı. Fotoğraflar elektirik santrallerinin ve terk edilmiş yapılardaki estetiğin fotoğrafları. Ben sergiyi görmek için sabırsızlanıyorum. Çünkü gerçekten o kocaman sanayi yapılarında muthiş bir estetik ve güzellik var. Zaten meslek yaşamımda bir sanayi yapısının renovasyon projesini gerçekleştirmeyi çok istiyorum. Santral İstanbul bu konuda favorim. Birde İzmit Yolu'ndaki Nuh Çimento binası. Bu binayı bana verseler nasıl bir proje yaparım diye hayal etmek hoşuma gidiyor. Neyse bu konuları sevenler için bu sergi kaçmaz.


Ahmet Hakan yazmış iyi eğlencenin 10 altın kuralı. Bence 10 kuralda uygulanabilir doğru tespitler.



Ayrıca yazar Nilgün Belgün'ün tek kişilik oyununa gitmiş. Çok beğenmiş. Valla ne diyeyim bu yazıyı okuduktan sonra ben oyuna mutlaka gitmeliyim dedim.


Ajda Pekkan'ın yazılarınıda severek takip ediyorum. Tavsiyeleri görüşleri düşünceleri oldukça ilginç ve aydınlatıcı bence. Şimdilerde kendi ruh hallerini içinde yatan kadınları yansıttığı bir kolleksiyon hazırlamış ve internette satışa sunacakmış. Oldukça ilginç geldi bana. 


Bu hafta içinde kırtasiye fuarı varmış. Bu çoğumuzun ilgi alanı ve gitmekten çok kişi hoşlanacaktır. Daha önce hiç gitmemiştim. Fırsat bulursam gideceğim.


Kurtuluş Savaşı'na katılmış nice kahramanlarımız var. Bunlardan biri 12 yaşında onbaşı ünvanı almış Nezahat Hanımmış. Bu yazı bu hanımın hayatı ile ilgili. Daha önce hiçbir yerde bu konuda bir şey okumamıştım. Düşünüyorumda Kurtuluş Savaşı içinden böyle kaç tane kahramanlık öyküsü çıkar acaba.



  
Ece'nin hayatı ile ilgili karikatürlerde çok eğlenceli. Kestiklerimi asetatlatıp american servis yapmayı düşünüyorum.




Birde bu karikatür çok hoşuma gitti.




  

29 Mart 2013 Cuma

KART KARDEŞLİĞİ


Geçen ay sevgili Kitap bahçesi blogunun sahibi kart kardeşliği etkinliği başlatmıştı. Bende küçükten beri kart almayı ve göndermeyi çok sevdiğimden hemen etkinliğe katılmıştım. Eşim Fotoğraf Aşkına, Kitap Aşkına blogunun sahibi sevgili Burcu hanım. Her ay eşleştiğimiz eşimizle karşılıklı  kart göndereceğiz. Çok güzel bir etkinlik her akşam posta kutuma bakıp kart beklemek çok heyecanlı bir serüven. İşte böylece beklerken dün akşam ilk kartımı posta kutumda gördüm. O kadar çok sevindim ki eve girmeyi beklemeden zarfı hemen merdivenlerde açtım. Tabi yüzümde kocaman bir gülümseme ile eve girdim. Kapıyı açan annemde ne oldu böyle diye şaşırdı. Burcu hanım bana çok hoş, renkli bir kart göndermiş. Hele içinde yazdıkları beni çok sevindirdi.


 Ev halkı kartı görünce sanki senin fotoğrafını çekmiş göndermiş dediler. Gerçekten kart üstündeki hanım ruhen de fiziken de bana çok benziyor. Çok hoş değil mi Burcu hanımın hiç görmediği beni sadece fotoğraflarımdan ve blogda yazdıklarımdan bu kadar iyi tahlil etmesi.  Bu etkinlik sayesinde çok duyarlı, zarif bir kişi ile tanışma fırsatım oldu. Bu etkinliği düzenleyen Kitap Bahçesi blog sahibesine ve bana bu kadar güzel bir kart gönderen Burcu hanıma teşekkür ederim. 


8 Mart 2013 Cuma

GERİ DÖNÜŞÜMÜN PROJEMİN GERİ BİLDİRİMİ



Hatırlarmısınız bir geri dönüşüm projesi olarak yapmaya çalştığım meyve suyu kutusundan cüzdan vardı. İşte cüzdanın aynısından arkadaşımın cici kızına doğum gününde hediye olarak yapmıştım. Oda çok beğenmiş ve okula götürmüş. Arkadaşlarına gösterirken öğretmeni görmüş. Çok beğenmiş, nasıl yapıldığını inceleyip sınıfına aynısı yaptırmaya karar vermiş. Malzeme listesi yapıp öğrencilere vermiş. Şimdi sınıfta herkes bu cüzdandan yapacakmış. Bunu duyduğumda o kadar sevindimki. Bence böyle projeler sınıflarda yapılmalı. Bu tip etkinlikler hem küçükten çoçukların çevre bilincine varmalarını sağlamakta hemde çoçukların yaratıcılıklarına katkıda bulunmaktadır. Bu şekilde etkinliklerin içinde bulunarak, tüketerek değil birşeyler üreterek büyüyen çoçuklar hayatta daha başarılı kişilik sahibi bireyler olacaklardır. Bence öğretmenlerin bu konuda öğrencilerine her zaman destek olmaları ve onlara projeler yaptırmaları gerekmektedir. Böyle projelerde eğitimin bir parçası olmalıdır. İşte benim nacizane projemin geri bildiriminin böyle olması beni sevinçlere boğdu. Zaten amacımız küçüçük şeylerden mutluluklar çıkarmak değilmiki.
Cüzdanın yapılışına burdan BOZUK PARA ÇANTASI  bakabilirsiniz

1 Mart 2013 Cuma

MOUSE PAD SÜSLEME


Sabah işe geldiğimde masamda bir mouse pad gördüm. Promasyon olarak gelmiş. Ben mouse pad kullanmıyorum direk masa daha kullanışlı geliyor. Bunu ne yaparım diye düşünürken daha önce gelmiş bir derginin kapağını kesip sakladığım aklıma geldi.


Bu kapakta beni üzerindeki ağaç figürleri sebebiyle cezbetmişti. Mouse pad üzerine yapıştırıp kestim.


Gerçi daha önce sonbahar rüzgarları eserken bunu yapsaydım tam olacakmış. Şimdi bahar kapıda ama bende artık sonbahara kullanırım diye düşünüyorum. Ama önce mouse pad kullanmaya alışmam lazım. 


13 Şubat 2013 Çarşamba

BASİT BİR FİKİR

Malum sevgililer günü geldi çattı. Bende bugüne özel bir şey yapayım dedim. Ama öyle bloglarda rastladığım şahane fikileri uygulayacak enerjim olmadığından ne yapayım diye düşündüm.

 Küçüklükten beri meraklı olduğum sakızlardan çıkan karikatürleri biriktirme huyum imdadıma yetişti. Şıp sevdi sakızlarının karikatürlerini kağıt torbanın üzerine yapıştırdım oldu bitti.

İçinede aldığımız hediyeleri koydukmu işte harika basit bir hediye paketi oldu. Beğenirsiniz umarım.

7 Şubat 2013 Perşembe

PORTAKAL KABUĞU REÇELİ


Her akşam portakal yedikçe ve o güzelim portakal kabukları çöpe gittikçe bunlardan ne yapırım diye düşünmeye başladım. İnternette azacık araştırınca bir çok örneğe rastladım. Kimi içine mum eritip koymuş ve kokulu mum yapmış. Kimi kurabiye kalıpları ile kesip kurutmuş ve çeşitli şekilde dekoratif anlamda kullanmış. Bende reçel yapayım dedim.

Rahmetli bir Gönül Teyzemiz vardı. O anneme tarif etmişti ben kulak misafiri olmuştum. Ama daha önce hiç yapmamıştım. Önce kabukları istediğiniz şeklide doğruyorsunuz. Bir kaç gün su içinde bekletiyorsunuz. Bu süre içinde birkaç kere suyunu değiştiriyorsunuz. Sonra onlar epeyce yumuşuyor. Daha sonrada normal reçel pişirir gibi pişiriyorsunuz. Hepsi bu.

Portakal kabuğu tanelerini reçelin suyundan ayırıp biraz kağıt havlu üzerinde bekletip üztüne şeker serpersenizde pasta kek süslemesinde portakal kabuğu şekerlemesi elde edersiniz. Erimiş çikolataya batırıp portakallı çikolata elde edebilirsiniz. Yani bir çok şeklide kullanılabilir.

Kahvaltı sofralarındada lor peyniri ile çok lezzetli oluyor. Benim gibi peynir ile reçel yemeği sevenler için müthiş bir tat olacaktır. Böylece portakalın hiç bir tarafı atılmadan herşeyi değerlenmiş oluyor.

7 Ocak 2013 Pazartesi

SAPANCA'DA BULDUKLARIM


Sapanca hafta sonları gidilebilecek şirin bir belde bildiğiniz gibi. İstanbullu olup, hafta sonu balık yemeğe, kahvaltıya, göl kenarında ya da dağlara doğru dere kenarında piknik yapmaya, trekking yapmaya Sapancaya gitmeyen yoktur herhalde. Her mevsim ayrı güzeldir. Bizde fırsat buldukça sadece yemek içmek gezmek temiz havadan nasibimizi almak için gidiyorduk. Bu sefer gidişimizde çevreyi ve mahalle aralarını detaylı gezince eskici dükkanlarına rastladım. Ama ne eskiciler sanki Çukurcuma. Bir sürü şey bulabilirsiniz. Mobilyasından, çeşitli ev eşyalarına, kıyafetten takılara herşey var. Eskiler yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat derler ya bende yediğimi içtiğimi gördüklerimi bırakıp bulduklarımı anlatacağım. 


Aslında alınacak çok şey vardı ama ben hazırlıksızdım. Birdahaki sefere inşallah. 


Bir şamdan ve güzel bir kutu aldım.
Şamdanın artnouveau detayları beni çok etkiledi. Gaudi'nin eserlerini hatırlattığından tabiki hemen ilgimi çekti.



Kırmızı kutu ise metal rengi ile japon dolaplarını çağrıştırıyor. 



Hiç umulmadık bir yerde karşımıza ne çıkar bilinmez. Ben şamdanım ve kutumla Sapanca'dan bu sefer farklı duygularla ayrıldım.